Facebook bir Afrika diktatörünün rüyasını mı gerçekleştiriyor?

Facebook CEO’su Mark Zuckerberg, eylül ayındaki sürpriz Kenya ve Nijerya ziyaretlerinde inovasyon merkezleri ve teknoloji kuvözleri arasındaki kasırga turları sırasında elleriyle ugali balığı yerken ve Nollywood müzik video çekimlerine katılırken görüldü. Zuckerberg, “Hey Afrika! Sizi anlıyorum. Facebook sizi anlıyor.” derken kameralara poz veriyordu.

Ancak Zuckerberg’in halkla ilişkiler kampanyası başlatması Facebook’un, Free Basics olarak adlandırılan ücretsiz internet uygulaması etrafında inşa edilen sessizce yürüttüğü Afrika’daki genişlemesiyle tezat oluşturdu. Hint hükümeti, Facebook’un düşük veri versiyonuna ve önceden seçilen web sitelerine erişim sağlayan bu uygulamayı, biri zenginler, diğeri de fakirler için iki kademeli bir internet sistemi olduğu gerekçesiyle reddetti. Fakat Facebook Afrika’da sessizce yayılmaya devam ediyor. Öyle sessiz ki 23 Afrika ülkesinde bu uygulamaya erişimi olan yüz milyonlarca insan, bu erişimi yaptıklarını bile bilmiyor.

Görünüşte, Free Basics birbiriyle bağlantılı pek çok talebe cevap gibi görünüyor. İnternetin sadece günlük bir ihtiyaç değil, aynı zamanda bir insan hakkı olduğu düşüncesinin arttığı bir dönemde bu uygulama milyonlarca insan için ucuz ve kolay internet yolu sunuyor. Söz konusu uygulama, Afrika’da mobil telefonların hızla edinilmesi üzerinden geçiniyor ve yerel mobil telekom sağlayıcılarla yapılan ortaklıklarla ücretsiz kullanılabiliyor. Free Basics ile Facebook’a üye olanlar, telefonlarında düşük ücretli olarak internete bağlanabiliyor.

İlgili Ted Konuşması>> İnternet Orwell’in korktuğu şey mi? İnternet ve baskıcı rejimler 

Fakat Free Basics’in faydadan daha ziyade zarar verme potansiyeli bulunan karanlık bir tarafı var. Öyle ki bu karanlık yan, Zuckerberg’in Afrika’yı hiç anlamadığını gösteriyor. Bu uygulamanın temel olarak internetin ucuz bir versiyonu olması, aslında bazı insanların tam erişimi hak etmek için yeterince iyi olmadıkları gerçeğini ima ediyor. Daha kötüsü ise bu, Facebook ve dolayısıyla Facebook ile ortak olan şirketler ve hükümetlere, kullanıcıların erişimi üzerinde tam kontrol veren bir internet versiyonu.

Free Basics vasıtasıyla, berlirli teknik ve  yeterlik şartlarını karşılayan herhangi bir şirket platform için bir web sitesi geliştirebilir. Bu, teoride kulağa oldukça demokratik gelebilir. Ancak pratikte ise kullanıcıların, sadece Facebook’un kapsamına almak üzere birlikte çalıştığı bazı ilgili tarafların parçası olduğu internete erişmesi anlamına geliyor.

Gelişmekte olan dünyada bilgi paylaşımı yapan pek çok kişi ve gruplar var. Fakat bunların çoğu platform geliştirmek için gerekli zaman ve enerjiye gücü yetmiyor. Buna gücü yetenler ise neredeyse daima  bir şeyler satmaya çalışıyor. Bu şekilde Free Basics, internetin sunması beklenen kamu bilgilendirme fonksiyonunu baltamayı taahhüt ediyor.

Pek çok Afrika ülkesinde geleneksel medyaya devlet tarafından el konulmuş durumda. Dolayısıyla internet, diğer platformlardan daha fazla eleştirel sesleri kuvvetlendiriyor. Örneğin Kenya’da bloglar ve diğer online platformlar görüş  ve analizler için oldukça önemli kaynaklar haline geldi. Bu sesler, Free Basics gibi bir alanda muhtemelen susturulacak.

Facebook Afrika’da kullanıma açtığı Free Basics ile herkese İnternet erişimi vermeyi amaçlıyor.
Fakat bu girişimin göründüğü kadar iyi niyetli olmadığını düşünenler de var.

Susturulmasalar bile önemli bir sansür riski bulunuyor. Facebook, kullanıcı içeriğini yakından takip ediyor ve kendi kullanım standartlarına göre erişimi sınırlama gücünü elinde tutuyor. Şirket eylül ayında Etiyopya’nın en popüler sitesi Mereja’yı, ‘insanları aldatarak siteyi beğenmelerini sağladığı’ gerekçesiyle kapattı. Fakat sitenin yöneticileri, sayfalarının Amhara ve Oromia bölgelerindeki protestoları geniş bir şekilde verdiği için kapatıldığını ileri sürdü. Etiyopya hükümeti, protestolarla ilgili yayınları susturmak için çok çalışmış, öyle ki bu yüzden internet tüm ülkede kısa süreliğine kapatılmıştı.

Facebook’un, Free Basics üzerinde ortaklık yaptığı çoğu mobil iletişim sağlayıcısının devlete ait olması ya da kısmen devlet kurumu olması gerçeği de sansür riskini güçlendiriyor. Mesela Kenyalı mobil devi Safaricom’un yüzde 35’i devlete ait. Facebook ile ortaklık yapan özel şirketler bile hükümetin baskılarına açık durumda. Örneğin Airtel, Kenya’da 2008 yılında seçim sonrası şiddeti teşvik etmekle suçlanan binden fazla kullanıcıya ait verinin teslim edilmesine ilişkin hükümet taleplerine boyun eğen mobil sağlayıcılardan biriydi.

Peki platformdaki eylemciler, özellikle Facebook, ülke piyasalarına erişim için hükümetlere tavizler vermeye razı olduğunu göstermişken bu mobil şirketlerin bilgilerini koruyacağına güvenebilir mi? Hindistanda’ki Free Basics uygulamasına dair Guardian’a yazan Rahul Bhatia, Facebook’un platformu bu ülkede başlatma girişimi sırasında Hint hükümetine intibak etme arayışının boyutunu şöyle listeliyor: Hindistan Devlet Başkanı Narendra Modi’nin ekibinden gelen hiçbir bilgi talebi geri çevrilmedi.

İlgili yazı>> Siber stratejide Hindistan’ın Türkiye’den farkı: Gulshan Rai

Facebook, gizlilik konusunda ABD’de de benzer bir tedirgin edici sicile sahip. Şubat 2016 raporuna göre, ocak-haziran 2015 arasında Amerikan yasa koruyucularının Facebook kullanıcıları hakkındaki bilgi taleplerinin yüzde 80’i teslim edilmiş. Bu arada, Ekim 2016’da Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği, Facebook ve Instagram’ı, kullanıcı bilgilerini konum bilgilerini analiz eden Geofeedia’ya aktarmakla suçladı.  Geofeedia’nın da Baltimore Polis Merkezi gibi emniyet birimleriyle işbirliği yaparak bu bilgileri, Siyahilerin Hayatı Önemlidir hareketine mensup protestocuların gözetlenmesini kolaylaştırmak üzere kullandığı iddia edildi.

Hükümetlerle bu işbirliği sicili, Free Basics konusunda bizi dikkatli davranmaya sevketmeli. Bu uygulama, piyasaya sürüldüğü ülkelerdeki hükümetlerin vatandaşlarının menfaatini düşündüğüne – ki bu, Afrika’nın çoğu için esassız bir varsayımdır- inanılırsa üzerine kumar oynamaya değer. Sadece geçen yıl Gabon, Etiyopya, Uganda, Çad, Zimbabwe ve diğer birçok ülkede demokrasi taraftarlarını online eylemleri, devletin interneti tüm ülkede kapatmasına yol açtı. (Free Basics, Gabon ve Uganda’da erişilebilir durumda.)  Bu ülkeler interneti kapatıyor, çünkü onu kontrol edememekten korkuyorlar.

Free Basics, onlara tamamen kontrol altına alamasalar bile etkileyebilecekleri bir internet versiyonu sunuyor.

Görüş için ulaştığımız bir Facebook temsilcisi, Free Basics’in kullanıcıların gizliliğini ve güvenliğini koruma taahhüdüne  bağlı olduğu ve hükümetlere kullanıcıların içerik, konuşma erişimini kısıtlama imkanı vermediği hususunda ısrar etti.  Temsilci aynı zamanda Facebook’un iki kademeli bir internet oluşturduğunu reddederken, Free Basics kullanıcılarının yaklaşık yüzde 50’sinin ilk 30 gün için full internet erişimi için para ödemesinden dolayı aslında bu uygulamanın ‘internet bağlantısı olmayan insanları daha kapsamlı internete getirdiğini’ iddia etti.

Sadece geçen yıl Gabon, Etiyopya, Uganda, Çad, Zimbabwe ve diğer birçok ülkede demokrasi taraftarlarını online eylemleri, devletin interneti tüm ülkede kapatmasına yol açtı. Free Basics, Gabon ve Uganda’da erişilebilir durumda.
Bu ülkeler interneti kapatıyor, çünkü onu kontrol edememekten korkuyorlar.
Free Basics, onlara tamamen kontrol altına alamasalar bile etkileyebilecekleri bir internet versiyonu sunuyor.

Bu izahat, elbette Free Basics’in gerçekten iki kademeli bir internet sistemi meydana getirdiğinin zımni kabulüdür: Full internet paketini almayanlar, vasatın altında bir ürüne saplanmış olacak. Bu, Free Basics platformunun Hindistan’da karşılaştığı ana eleştiridir. Bilgi içeriği eşit bir şekilde herkese açık olmazsa internertin demokratikleştirme potansiyeli azalır. İnternete bağlanmak için kullandığımız araçların kalitesinde her zaman bir eşitsizlik olacaktır. Ancak sistemin içine eşitsizlikler inşaa edilirse işte o zaman ‘internet hakkı’ diye bir şey olamaz. Belirli bazı şirketler veya kişiler, bazı internet kullanıcılarının erişimi bulunan içeriği şekillendirme kabiliyetine  sahip olursa bu aktörler aynı zamanda kullanıcıların  tercihlerini şekillendirmede de geniş bir güç elde eder. Full internete erişimi olanlar, ‘Kenya Havayolları’nı aratıp şirket hakkındaki suistimal ve yolsuzluk iddialarını bulurken, Free Basics kullananlar ise havayolu patlasa bile onu öven şarkılar söyleyen şirketin ödediği websitesini bulabilir sadece.

Bu özellikle internetin hızlı bir şekilde ana devlet hizmetlerinin sağlanmaya başladığı, siyasi tartışma ve karar almanın yapıldığı  bir yer olmaya başlamasından dolayı tedirgin edici. Bunun faydalı bir şey olma potansiyeli var, ancak sadece hükümetler üzerinde bilgi teknolojileri altyapısı inşaa etme baskısını artırması şartıyla. Mesela Kenya’da internet erişimi olmaksızın sürücü belgesini yenilemek, pasaport başvurusunda bulunmak veya vergi ödemek imkansızdır – ki bu sebeple ‘huduma’ adı verilen merkezlerde hükümet tarafından internet erişimi sağlanan noktalar oluşturuldu. İki kademeli internet sistemi teknolojik ilerlemeyi yavaşlatır ve hükümete, halkı mahrum bırakma konusunda kestirme yol önerir:  Eğer hükümetler, yeni IT altyapısına ödemeksizin dijitalle devam edebilirlerse, ülke için uzun vadede zorunluluk olacak yatırımları gerçekleştirmeleri daha düşük ihtimal olur.

Free Basics, Afrika kötü olduğundan ötürü mü Afrika için kötü? Hayır. Free Basics, Afrika için kötü, çünkü mevcut siyasi realiteleri hesaba katmada başarısız derince defolu bir fikir. Bir kamu problemini özelleştiriyor ve devlet ile vatandaş arasındaki ilişkinin zaten endişe verici olduğu ülkelerde sosyal mutabakatı daha da bölüyor.

Fakat Facebook’un, Free Basics’in bir kazan-kazan çözümü olduğunu anlattığını duyuyoruz. Free Basics websitesinde şöyle yazıyor: “Daha fazla insan internete bağlanmak isteyecek ve online olmanın faydalarını tecrübe ederlerse nihayetinde ücretli kullanıcı olacaklar”.  Özellikle gelişmekte olan ülkelerde internet bağlantısı önündeki engeller konusundaki bu hiper-basit, tuhaf bir şekilde apolitik formulasyon, Mart Zuckerberg kaç tabak balık yerse yesin Facebook’un Afrika’yı anlamadığını teyit ediyor.

*Bu yazı Foreign Policy sitesinde 27 Ekim günü yayınlanmıştır.

Siber Bülten abone listesine abone olmak için formu doldurunuz

[wysija_form id=”2″]

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.