Wi-Fi’ı unutun: Li-Fi internetle tanışın!

 

İletişim alanında çığır açan bir girişimci olan Harald Haas, 2015 yılının Eylül ayında TEDTalks kapsamında yaptığı konuşmasında bizleri, Wi-Fi’yı unutturacak yepyeni bir teknolojiyle, yani Li-Fi ile tanıştırıyor. Ve bunun için yalnızca standart bir LED lambasına ve ona bağlı olan bir güneş paneline sahip olmamız yeterli.

Haas, konuşmasına, dijitale erişim konusundaki eşitsizliğin ve “Nesnelerin İnterneti” adını verdiğimiz milyarlarca cihaza ulaşımdaki uçurumun ortadan kaldırılması için, internetin çok yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyerek başlıyor. İnternetin bu kadar yaygınlaşmasının, ancak doğal bir enerjiyle elde edilirse mümkün olduğunun altını çiziyor. Bu soruna çözüm olarak da, ilk defa 2011’de TED’de ortaya attığı Li-Fi, yani ışıkla bağlantı teknolojisini sunuyor.

TÜM TED ÖZETLERİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Gereken Altyapıya Zaten Sahibiz

Bu teknolojiye geçmek için, hâlihazırda çevremizde bolca yer alan LEDleri kullanabileceğimizi söyleyen Haas, böylece yeni bir yapılanmaya gerek kalmadan Li-Fi ile veri aktarımı yapabileceğimizi anlatıyor. Li-Fi sisteminde veri, ışığın parlaklığındaki gözle görünmeyen değişikliklerle güneş paneline aktarılıyor. Böylelikle, LED lambasından güneş paneline gelen enerji, aynı zamanda aktarılan veriye de eşit oluyor.

Standart Bir Güneş Paneli Yeterli

Laboratuvarda yaptıkları deneyler sonucunda, şu anda mağazalarda satılmakta olan standart bir güneş panelinin, saniyede 50 MB veri aktarımı yapabildiğini söyleyen Haas, bunun şu an sahip olduğumuz çoğu internet bağlantısından daha hızlı olduğunu da bizlere hatırlatıyor. Daha sonra laboratuvarda yaptığı deneyi, bizlere de gösteriyor. Standart bir LED lambasının karşısına, bir dizüstü bilgisayara bağladığı standart güneş panelini yerleştiriyor. Bu düzeneğin yanına, güneş paneline aktarılan enerjiyi takip edebilmemiz için de bir cihaz yerleştiriyor.

EFSANE HACKERLAR DİZİSİNE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Haas’ın ışığı açmasıyla birlikte, göstergedeki enerji artışını da görebiliyoruz. Yani, güneş paneli, yapay bir ışık kaynağı sayesinde enerji üretiyor. Harald Haas bu ikili arasındaki bağlantıyı gösterdikten sonra, bu enerji aktarımının, dizüstü bilgisayarın ekranındaki videoyu nasıl oynattığını izlememizi sağlıyor. İnsan gözünün algılayamayacağı bir biçimde değişen LED ışığının parlaklığı, bilgisayardaki videonun oynamasını sağlıyor. Güneş panelinin önüne ışığı kesen bir engel konulduğunda ise, bu veri aktarımı sonlanıyor. Haas, bu LED lambasının bir sokak lambası olması durumunda, sisin aktarımı engelleyip engellemeyeceği deneyini, güneş panelinin önüne bir peçete koyarak yapıyor. Bu durumda aktarılan enerjide bir düşüş olsa da, gelen ışık videonun oynaması için yeterli oluyor. Sis olmasına rağmen, güneş paneli hâlâ gelen bilgiyi deşifre etmeyi ve yayınlamayı başarıyor.

HAFTALIK SİBER BÜLTEN RAPORUNA ABONE OLMAK İÇİN FORMU DOLDURUNUZ

[wysija_form id=”2″]

İnternet Kullanımı Artacak, Enerji Tüketimi Azalacak

Haas, bu güneş panellerinin evlerde, şeffaf güneş hücreleri sayesinde camlarda, sokak lambalarında, ya da “Nesnelerin İnterneti” ’ne dahil olan milyarlarca cihazda kullanılabileceğini belirtiyor. Prototipi, ilk defa bu konuşmasında kamuoyuna sunan Haas, ürünü iki-üç yıl içinde satışa sunarak dijital alandaki bu eşitsizliğin dengelenmesine ve diğer tüm cihazların internete bağlanmasına doğal yolla katkıda bulunacaklarını umduğunu da belirterek konuşmasını sonlandırıyor.

 

2 Comments

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.