Siber Alanda Devletler Terör Gruplarından Daha Kolay ‘Caydırılabilir’

ABD’nin önde gelen düşüncü kuruluşlarından CSIS’de (Center for Strategic and International Studies)  geçtiğimiz hafta bir konuşma yapan ABD Savunma Bakanlığı eski Bakan Yardımcısı Eric Rosenbach, stratejik siber güvenlik araştırmalarının temel meselelerinden biri olan siber caydırıcılıkla ilgili, devletlerin devlet-dışı aktörlere göre daha caydırılabilir olduğunu söyledi.

Rosenbach, bir saatten fazla süre konuşmasında, caydırıcılık çalışmalarının üç safhasından bahsetti. Suçluların bir daha suç işlememesi için geliştirilen ‘hukuki caydırıcılık’, Soğuk Savaş döneminde ciddi şekilde gelişen ‘nükleer caydırıcılık’ ve son olarak ‘siber caydırıcılık’ üzerinden duran Rosenbach, uluslararası ilişkiler uzmanlarının daha çok nükleer caydırıcılık üzerinde çalıştığını kaydetti. Siber caydırıcılık konusunda yeni bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen ABD’li devlet adamı, “Harvard gibi çok iyi üniversitelerden caydırıcılık üzerine doktora, post-doktora çalışmaları yapmış insanlara ihtiyacımız yok. Çünkü siber caydırıcılığın tamamen farklı dinamikleri var. Eski düşünme şekilleri ile bu konuyu ele alamayız.” ifadelerini kullandı. Rosenbach ‘saldırı’ kavramının siber alanda farklı nükleer de farklı olarak değerlendirildiğini de hatırlatarak “Nükleer caydırıcılık, siber caydırıcılığa göre çok daha kolay.”dedi.

Özel sektör, ABD hükümeti ve Savunma Bakanlığında siber güvenlik ile ilgili çeşitli pozisyonlarda bulunmuş olan Rosenbach, son olarak Pentagon’un siber politikasının belirlenmesinde yardımcı olmuştu.

Rosenbach, devletler karşısındaki siber tehditlerin ‘caydırılabilirlik’ seviyelerine göre sıralanması ve önceliklendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu konu etrafında salonda devam eden tartışmada suç örgütlerinin, terörist grupların ve diğer devlet dışı siber tehditlerin daha az caydırılabilir olduğu fikri öne çıktı. Devletler arasında işbirliğinin zayıf olması ve özellikle siber suçlar konusunda bankaların ‘işi uzatmadan kapatmaya çalışması’ bu grupların caydırılabilirliklerini azaltan faktörler olarak sıralandı.

eric

Devletler açısından bakıldığında ise, siber saldırının arkasında devlet olduğunun ortaya çıkması durumunda siyasi, askeri, ekonomik alanlarda yaptırımların gündeme gelebileceği için devletlerin siber caydırıcılığının diğer devletlere karşı daha fazla olduğu sonucuna varıldı. Bu noktada bir katılımcı devletlerin yapısının caydırılabilirlik açısından önemli olduğunu kaydederek “Asker ve sivil ilişkilerinin keskin şekilde belirli olmadığı ülkelerde, devletlerin devlet-dışı aktörler ile koordineli şekilde diğer devletlere siber saldırı düzenlemesi bu devletlerin caydırılabilirliklerini düşürür.” dedi.

Konuşmasında devletlerin siber caydırıcılıklarını arttırmada kamu ile paylaşılan bilgilerin önemli olduğuna vurgu yapan Rosenbach üç önemli örnek verdi. Bunlardan biri Kongre Araştırma Merkezinin kamuya açık raporlarından birinde ABD’nin siber güvenlik konusunda oldukça hassas olduğu ve bu alandan gelecek saldırıyı püskürtmek ve cezalandırmak için her adımı atabileceğini ifadesinin geçmesi (Not: Bu ifade daha sonra Savunma Bakanlığının yayımladığı Siber Alan Stratejisinde de geçiyor). İkincisi eski Savunma Bakanı Leon Panetta’nın yaklaşık bir saat boyunca sadece siber güvenlik ile ilgili yaptığı konuşmasında geçen siber alanda Amerikan çıkarlarının korunacağına dair kararlı ifadeler. Üçüncü örnek ise, Savunma Bakanı Chuck Hagel’in askeri anlamda modern bir siber birim –Siber Komutanlık- kurmak için ellerindeki imkanları sonuna kadar kullanacağını ifade ettiği konuşma olarak gösterildi.

 

 

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.