Siber Güvenliğin Siyaset Bilimi Neden Bu Kadar Sıcak Bir Konu?

 

The Washington Post gazetesinin siyaset bilimi içerikli kısa denemelerden oluşan blogu olan The Monkey Cage‘de başlayan siber güvenlik yazı dizisinde, siyaset biliminde siber güvenliğin yeri ve önemi tartışılıyor. George Washington Üniversitesi’nde siyaset bilimi dersleri veren Henry Farrell’in kaleminden çıkan makaleler, bir akademisyenin akademik konuları herkesin anlayabileceği bir üslupla yeniden ele alma çabasının ürünü. Yazı şu şekilde ilerliyor:

Siber güvenlik konusundaki tartışmalar oldukça ateşli. Bir tarafta, daha güçlü bir siber güvenlik olması gerektiğini savunanlar, ABD’nin güç, finans ve diğer kritik altyapı sistemlerinin her zaman risk altında bulunduğunu ve ülkenin dijital bir “Pearl Harbor’a” hazırlıklı olması gerektiğini savunuyorlar. Diğer tarafta da, açık ve özgür bir interneti savunanlar ise, böyle bir saldırı ihtimali konusunda oldukça şüpheciler. Bunun yerine sınırsız bir bilgi toplama ve özgürlük kısıtlama eğiliminde olan ABD güvenlik kurumlarının asıl tehlikeyi oluşturdukları düşüncesindeler. Güvenliği savunanlar, açık internet taraftarlarını çocukça naif bulurken, açık interneti savunanlar, daha fazla güvenlik isteyenleri güç elde etmeye çalışmakla suçluyorlar.

2010’da Intelligence Squared tartışması, bu iki tarafın argümanları hakkında bize fikir veriyor. Tartışmada, Marc Rotenberg ve Bruce Schneier siber savaş tehdidi tarihini, ABD yönetiminin abartması olduğunu iddia ediyorlar. NSA’in eski yöneticisi, Mike McConnell de, ABD ekonomisinin siber tehditlere karşı son derece hassas olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Bu tartışmadan anlaşılan, siber güvenlik konusunda, iki tarafın siber güvenlik denilince anladıkları arasında fark bulunması. Rotenberg ve Schneier, sivil hakların önemini vurgularken, McConnell ve Zittrain, ulusal güvenlikten bahsediyor. Bakış açıları ve siyasî öncelikleri arasında fark bulunuyor.

Bu iki yaklaşım arasındaki fark, Helen Nissenbaum’un bir makalesinde açıklanmış. Nissenbaum farkı, “teknik bilgisayar güvenliği” ve “siber güvenlik” arasındaki fark olarak açıklıyor. Teknik bilgisayar güvenliği yaklaşımı, bilgisayar güvenliği perspektifinden beslenirken, siber güvenlik, bunu bir geleneksel milli güvenlik meselesi olarak görüyor. Teknik bilgisayar güvenliği yaklaşımı, güvenliği, bireysel bilgisayar sistemlerinin zararlı kimselere karşı korunması için uygun teknolojilerin kullanılması olarak düşünür. Siber güvenlik yaklaşımı ise, siber güvenlik konusunu, milli sahanın yeni bir biçimi olan siber alanın düşman varlıklara karşı korunması olarak düşünmektedir.

Tüm bu tartışmalardan anlaşılan da, siber güvenlik ile ilgili fikir beyan etmeden önce, en temelde güvenlik denilen şeyin yeniden tanımlanması gerektiğidir. Bu teknik bir mesele midir? Yoksa topyekun bir mücadeleyi gerektiren kolektif bir ulusal güvenlik sorunu mudur?

Açıkça görünen o ki, “güvenlik” kavramına yöneltilen bu değişik yaklaşımlar, değişik politik tercihlere yol açmaktadır.

Yazının orjinali 23 Ocak 2014 günü Washington Post gazetesinde yayımlanmıştır

 

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.